Albüm Kritik 1111 (The Great Old Ones / Kadath)

Bazı grupların varlığından o kadar mutlu ve memnun oluyorum ki, bu memnuniyet zaman zaman çok yoğun bir duyguya dönüşüyor ve bir anda o tür grupların albümlerini dinlerken gözlerimin dolduğunu fark ediyorum. İstemsizce oluyor. Zaten insanın kendi kendine, isteyerek sulu göz olması o kadar da kolay bir şey değildir diye düşünüyorum. Bugün sizlere bahsedeceğim “The Great Old Ones” tam da az önce betimlediğim tarzda bir grup oldu benim için. Daha yeni keşfetmiş olduğum ve ilk defa bu yıl çıkan albümü “Kadath” ile dinleme fırsatı bulduğum bu grup, bu zamana kadar beni derinden etkileyen gruplar arasında kendine hemen yer buldu. Bu siteyi takip edenler benim için hangi grupların büyük bir öneme sahip olduğunu bilirler. “Deathspell Omega, Mgła, Horna, Sargeist, Aosoth, Blut Aus Nord, Gorgoroth, Falkenbach, Behexen, Armagedda” ve adını yazamadığım daha birçok grubu dinlerken inanılmaz yoğun duygular yaşıyorum. The Great Old Ones’ın Kadath albümünden daha ilk şarkıyı dinlerken gözlerimdeki o duygusal yoğunluğu anlatamam. Kelimelere dökemem. Yıllardır söyleyip durduğum görkemli albüm, etkileyiciliği yüksek albüm dediğim şeyin tam olarak karşılığı oldu Kadath. Bu hissi ne güzel ki çok defa yaşadım ve şimdi de The Great Old Ones ile yaşıyorum. O yüzden de bugün sizlere bu albümün teknik detaylarından çok belki de duygusal tarafından söz edeceğim. Gerçi hisleri her zaman sözcüklerle açıklamak yeterli olmuyor ama biraz deneyeceğim.

The Great Old Ones, 2009 yılında kurulmuş, bir Fransız Black Metal grubu. Sadece bu cümlenin kendisi bile bu grubun neden bu kadar etkileyici ve göz doldurucu olduğunu gösteriyor aslında. Fransız ekolünün ne denli büyük gruplar çıkardığını biliyoruz. The Great Old Ones da onlardan bir tanesi. Black Metal’in daha atmosferik ve post tarafını icra ediyor grup. Özellikle grubun ülkedaşı olan Deathspell Omega’dan fazlaca etkilendiğini dile getirdiği bir beyan da var. Fakat bunu müziklerine birebir yansıtmak yerine, Deathspell Omega’nın o görkemli tarafını daha melodik ve daha atmosferik bir şekilde müziğine yansıtmak istemiş. Bunu da çok iyi bir şekilde başarmış. Bu yüzden de The Great Old Ones’ı günümüz Black Metal’inin en iddialı ve en güçlü gruplarından biri olarak görüyorum. Hem müzikal yetenekleri hem de hikâye anlatıcılığı ile muazzam bir kombinasyon oluşturmayı başarmış. Özellikle işin melodik tarafında inanılmaz etkileyici şeyler yazabiliyor ve bu etkileyici melodik partisyonları da çok iyi bir sertlikle bir araya getirip, Post-Black Metal’in en iyi tarafını bizlerin huzuruna sunuyor. Kadath’ı dinlerken daha ilk şarkıda mest olmam ve albümün geri kalanından büyük beklentiye girmem de The Great Old Ones’ın her şeyi ne kadar iyi bir şekilde yaptığını gösteriyor. Bu albümü dinleyen herhangi birinin etkilenmemesi veya albümdeki her bir şarkıyı merakla dinlememesi gibi bir şeyin söz konusu olamayacağını düşünüyorum. Yaklaşık 62 dakikalık bir süreye sahip olan bu albümde 7 şarkı var. Bu da demek oluyor ki süresi uzun şarkılarla bezenmiş bir albüm dinliyorsunuz. Hem de “Lovecraft” karanlığı ile bezenmiş bir albüm dinliyorsunuz. Albümü, arada sadece 15 dakika bir süre ile 2 defa art arda dinledim. Her ikisinde de mest oldum ve hiçbir şekilde sıkılmadım. Her ikisinde de ruhuma, damarlarımdan geçen kana işleyen şarkılar ile kendimi bu büyük görkeme kaptırdım. İşte böylesi albümlerin sadece Black Metal için veya Metal için değil, sanatın kendisi için büyük bir önem arz ettiğini düşünüyorum. Günümüzdeki yapaylık ve sahteliğe en büyük tokat böylesi gerçekliklerdir. Bu gerçeklik müziğin ve müziğin yarattığı görkemli edebi ve artistik atmosferin ta kendisidir. Bu yüzden de Kadath sadece bir Black Metal albümü değildir. Kadath, The Great Old Ones’ın insanlığa sunmuş olduğu sağlam bir varoluş sembolüdür. Hiçliğin egemenliği sonsuza dek sürecek belki. Fakat bu tür sanat eserleri hiçliğin karanlık odalarına güneş ışığı gibi girecek ve en azından gerçeklik algımızı diri tutacaktır.


Sizlere giriş kısmında da demiştim, bu albümden bahsederken teknik detaylar yerine daha duygusal ve felsefi perspektifi ele almak istiyorum diye. Bunu da özet bir şekilde yaptığımı düşünüyorum. Ne mutlu ki böyle bir albümü dinlerken hayatın her bir noktasını bir kez daha sorgulayabiliyorum. Ne mutlu ki gerçekliğin yıpratıcı, üzücü, öfkelendirici, yoksunlaştırıcı tarafını daha derinden hissediyor ve mutluluk için yapaylaşan ve sahtekâr davranış ve gülüşlerle dünyayı kirleten insanların farkına varıyor ve onların ne kadar aciz ve en önce yok olması gereken varlıklar olduğunu biliyorum. Şükürler olsun gerçekliğin ıstırabına! Şükürler olsun böylesi güzide sanat eserini bizlere sunan The Great Old Ones’a! Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 10/10



Yorumlar