Solo-grup Projem: NoumenoN

 


Herkese selamlar! Bugün, ilk defa buraya kendi solo-grup projemin albümünden bahsetmek için geldim. 2019 yılından beri “NoumenoN” adında bir Melodic Black Metal grubum var. Grup demek de biraz saçma geliyor ama artık bu şekilde yer etmiş. O yüzden de ben de solo-grup veya sadece grup demeyi uygun görüyorum. Her şeyini tek başıma icra ettiğim bir proje NoumenoN. Gitar çalmaya başladığımdan beri hep kendi bestelerimi yazma isteği vardı içimde. İlk olarak Thrash Metal ve Heavy Metal için bir şeyler yazsam da sonrasında Black Metal’i daha fazla dinlememden dolayı o cenaha doğru kaydım. Ciddi anlamda bir albüm kaydetme işine ise 2018 yılında giriştim. Daha öncesinde de bazı demolar yapıyordum fakat onlarda amatörlük çok belli oluyordu. Artık bir noktada kaliteyi arttırmak istedim ve daha iyi bir kayıt sürecine girdim. Bunu NoumenoN’un ilk albümü olan “EGO NOTHINGNESS LUST”ta görmek pek mümkün değil aslında. Zira o albümü kaydederken her şeyi tek seferde çalıp, kaydetmek istemiştim. Doğrusuyla, yanlışıyla o albüm o şekilde çıktı. Aslında en kallavi riffleri yazdığım albümlerden birisi olsa da davul ve prodüksiyon açısından kötü olduğu için değeri çok da bilinmedi. 2021 yılına geldiğimde ise işleri biraz daha iyi bir noktaya getirdim. Bu defa “From the Depth of Water to the Land” albümünü yayınladım. Bu albüm riff yazma ve beste oluşturma konusunda benim en iyi işim oldu. Melodic Black Metal için yaptığım en iyi işim oldu desem daha doğru olur. Fakat bu albümde de vokal ve davul konusunda sıkıntılar yaşadım. Bu yüzden bu albüm de çok fazla kişiye ulaşamadı. Bir şeyleri tek başına yapmak gerçekten sanıldığı kadar kolay iş değil. Kararları tek başına almak her ne kadar çok rahat ve iyiymiş gibi görünse de günün sonunda pürüzleri görme açısından daha kısıtlı bir vizyona sahip oluyorsunuz. 2022 yılı ise NoumenoN adına Black Metal’in biraz dışına çıktığım ve belki de en zayıf albüme imza attığım yıl oldu. Böyle şeyleri insan kendi kendine söyleyince de bir tuhaf oluyor. Fakat neyin ne olduğunun farkındayım. Konsept bir albüm olan “London” bolca duygusallık barındırsa da günün sonunda pek de geçer not almadı. İçinde belki bir, iki şarkı öne çıktı ama albüm bütünüyle pek bir başarı sağlamadı. İşte bütün bu kötü gidişatın ardından ben de old-school Black Metalciler gibi artık sırtımı şeytana dayamaya karar verdim. Nihilist, misantropist fenomenleri baz alarak şarkılar yazmayı bir kenara bıraktım ve şeytanın tanrı ile olan savaşını kendime konu olarak seçtim. Bu seçim çok doğru bir zamanda çok doğru bir şekilde oldu. 2023 yılında yayınladığım “Hell is Home” NoumenoN için adeta bir patlama etkisi yarattı. Bir anda birçok yerde paylaşılan ve bazı şarkıların çokça dinlendiği bir albüm haline geldi. Bu albüm safkan bir Black Metal albümü de değildi aslında. Black Metal, Death Metal ve biraz da Post Metal albümü oldu. Fakat bu yüzden de albüm içinde birçok farklı dinamik barındırdı ve iyi bir prodüksiyon, iyi bir sound ile sonunda istediğim albüme en yakınını yaratmış oldum. Bu albümden sonra aslında iki yıl albüm yapmayacaktım. Fakat kendi kendime en başında vermiş olduğum her yıl bir albüm çıkarma sözünü de kırmış olacaktım. Bu yüzden bu yılı da es geçmedim ve “Bow Before the Golden Throne” albümünü dinleyenlerin huzuruna sundum.


12 Mayıs 2024 tarihinde Bow Before the Golden Throne albümüm her yerde dinlenmek için hazır ve nazır oldu. Bu albüm aslında Hell is Home’un ikinci ayağı gibi bir albüm oldu. Zaten Hell is Home’u hazırlarken tıpkı taptığım grup “Deathspell Omega”nın yaptığı gibi bir cehennem üçlemesi planlamıştım. İlk olarak Hell is Home geldi ve şimdi de ikinci ayak olan Bow Before the Golden Throne. Hell is Home’da hiçbir zümreye, hiçbir inanca acımadan olanı biteni anlattıktan sonra Bow Before the Golden Throne’da işin biraz da ütopik tarafına değinmek istedim. Kendi dünyamda yaratmış olduğum cehennemi müzik ile birleştirme fikri hiç de fena olmadı. İbrahim peygamberin oğlunu kurban etmek için göstermiş olduğu anlamsız itikattan, İkarus’un görkemli bir şekilde gökyüzüne yükselip, alevler içinde cehenneme düşmesine (bu cehenneme düşme kısmı benim ütopyamdır) kadar fantastik hikayelerin şarkı halleri bu albümü beziyor. Bow Before the Golden Throne şu an için sessiz sedasız ilgi bekliyor. Hell is Home gibi büyük bir güç gösterisi ile çıkmadı belki bu albüm ama zamanla Hell is Home kadar ve belki daha çok sevileceğini biliyorum. Bazı şeyleri sindirmek, anlamak zaman alıyor. Albümün kayıt süreci çok zorlu geçti. Fakat esas zorlu olan diğer angarya işler oluyor. Her şeyi ile tek başıma uğraştığım için bir noktadan sonra sıkılıyorum. Bu yüzden de hiçbir zaman albümü tanıtma ve insanlara yayma konusunda başarılı olamadım. Artık dinleyenlerin bir şekilde birilerine önermelerini bekliyorum. Zira başka türlü hiç zamanım yok bu tür şeyler için.


Bu yazıda sizlere kendi grubum olan NoumenoN’un yeni albümü ve önceki albümlerinden bahsettim. Büyük prodüksiyonlu bir albüm değil. Hatta hala amatörce bile sayılabilir. Fakat yaratmış olduğum şarkıları paylaşmak beni mutlu ediyor. Herhangi maddi bir beklenti olmadan bunu yapıyorum. Çünkü bana keyif veren ve gerçek hayatın dehlizinden uzaklaştıran bir uğraş. Sizlere de destekleriniz için şimdiden teşekkür ederim!







Yorumlar